Dilimin karanfil ile buluşmasına tanıklık edemedi dünya..
Ya uyuyorduö ya da başka bir işle ilgileniyordu..
Görenler, ağzımdakinin karanfilin dikeninden başkası olmadığını düşünemedi..
Onlar için sadece bir varlıktı, gecenin sisi arasından gelen...
Ucunda küçük parlak ışığıyla sadece içimi aydınlatan..
Evet, içimi aydınlatmıştı.. Yararak geçip en hassas noktamı bulup çıkarmak,
Sonra da kahrolası bir silah gibi kafama dayamak için..
Titriyordum, soğuktan değildi ama, içimi ısıtan binlerce anı arasında birden en sivrisine yapışmıştı çünkü..
Karanfilin ucundaki alev onu değil beni yakıyordu adeta..
Gözlerimi kapıyorum; anılara hızla dalan bu yolculuk başımı döndürüyor..
Gözlerimi açtığımda karşımda seni buluyorum her zamanki barın köşesinde..
Yüzünde o her zamanki gülümseme.. Karşımda oturuyorsun içkinle..
Ağzıma götürüyorum karanfili, kokusuyla yaşamıştım o güne kadar, benim için bir ilk..
Birden, yanan alevlerle kavruluyor karanfil, bağırıyor, yırtınıyor... Sonunda can çekişen bedeni bir huzur yayıyor..
Huzuru içime çekiyorum, ve karşımda sen, huzura boğuluyorum sultandan hediyeler gibi..
Karanlık.. Gecenin içerisindeyim yine.. Anıdan uyanıyorum..
Ve sonra tekrar alıyor beni.. ve tekrar bırakıyor...
Beni alıp aynı duvara tekrar tekrar vuruyor oyuncak bebek gibi..
Ve her seferinde biraz daha acıyor..
Ağzımdaki karanfilden her soluyuşumda biraz daha içimde hissediyorum seni..
Huzurum alıyor, vuruyor duvarlara beni..
Cenin pozisyonu alıp, dünyayı unutup düşünmek istiyorum sadece..
Sadece düşünebilmek istiyorum hiçbir şeyi önemsemeden..
Hangi duygu veya düşünce ezerek geçerse geçsin beni,
Hepsine teslim edebilmek istiyorum kendimi..
Anılarımda canlanabilmek istiyorum..
Karanfilin ucunda küçük aydınlanmalar..
Ama yanan o değil..