November 17, 2007

Karanfil

Dilimin karanfil ile buluşmasına tanıklık edemedi dünya..
Ya uyuyorduö ya da başka bir işle ilgileniyordu..
Görenler, ağzımdakinin karanfilin dikeninden başkası olmadığını düşünemedi..
Onlar için sadece bir varlıktı, gecenin sisi arasından gelen...
Ucunda küçük parlak ışığıyla sadece içimi aydınlatan..
Evet, içimi aydınlatmıştı.. Yararak geçip en hassas noktamı bulup çıkarmak,
Sonra da kahrolası bir silah gibi kafama dayamak için..

Titriyordum, soğuktan değildi ama, içimi ısıtan binlerce anı arasında birden en sivrisine yapışmıştı çünkü..
Karanfilin ucundaki alev onu değil beni yakıyordu adeta..
Gözlerimi kapıyorum; anılara hızla dalan bu yolculuk başımı döndürüyor..

Gözlerimi açtığımda karşımda seni buluyorum her zamanki barın köşesinde..
Yüzünde o her zamanki gülümseme.. Karşımda oturuyorsun içkinle..
Ağzıma götürüyorum karanfili, kokusuyla yaşamıştım o güne kadar, benim için bir ilk..
Birden, yanan alevlerle kavruluyor karanfil, bağırıyor, yırtınıyor... Sonunda can çekişen bedeni bir huzur yayıyor..
Huzuru içime çekiyorum, ve karşımda sen, huzura boğuluyorum sultandan hediyeler gibi..

Karanlık.. Gecenin içerisindeyim yine.. Anıdan uyanıyorum..
Ve sonra tekrar alıyor beni.. ve tekrar bırakıyor...
Beni alıp aynı duvara tekrar tekrar vuruyor oyuncak bebek gibi..
Ve her seferinde biraz daha acıyor..
Ağzımdaki karanfilden her soluyuşumda biraz daha içimde hissediyorum seni..
Huzurum alıyor, vuruyor duvarlara beni..
Cenin pozisyonu alıp, dünyayı unutup düşünmek istiyorum sadece..
Sadece düşünebilmek istiyorum hiçbir şeyi önemsemeden..
Hangi duygu veya düşünce ezerek geçerse geçsin beni,
Hepsine teslim edebilmek istiyorum kendimi..
Anılarımda canlanabilmek istiyorum..

Karanfilin ucunda küçük aydınlanmalar..
Ama yanan o değil..

November 10, 2007

Gölgelere Dalmak

Korkuyorum, gölgeler peşimde..
En aydınlık köşelere saklanıyorum ama bulutlar yine beni buluyor bir şekilde..
Korkuyorum, ya beni karşı koyamadan yutarsa diye...
Elim duvarı yokluyor, çaresizce aranıyorum ışığı..
Boşu boşuna bakıyorum etrafa, sen yoksun..

Güneş kaçıyor korkusundan, dünyaya hakim oluyor birden karanlık
Ne kadar mum varsa yakıyorum etrafımda,
Bir rüzgar üflüyor hepsini, üşüyorum..
Gözlerimi benden alıyor karanlık
Kulaklarıma sarılıyorum
Duyulacak pek bir şey kalmamış buralarda...

Şu küçücük, tek ampule bağlı sürdürdüğüm yaşam savaşında
Özge Hayal'e sarılıyorum sıkıca, onu da benden almasınlar diye
Konuşuyorum onunla korkusunu alıp atmak için
Ben ondan çok korkuyorum..
Suratımı okşuyor küçücük elleriyle
"Her şey iyi olacak" diyor,
İnanmak istiyorum...

Bekleyiş, canıma tak ediyor
Dimdik duruyorum, karanlık alıp götürsün beni diye
Kendi ışığımı söndürüyorum hayaller yaşasın diye
Kendimi teslim ediyorum..
Karanlık emiyor bedenimdeki her şeyi
Rüyadan başka bir şey hissedemiyorum..

November 4, 2007

Kalmak

Film takıldı, bir noktada öyle kaldı..
"Makiniiiist!" diye bağırırdım bir tane olsaydı,
Kimseyi suçlayamadım kendimden başka..
Kumanda.. Ah kumanda.. Yardımcı olur muydu bana?
Arandım durdum ama yoktu işte yine burada..
Film oynatıcı kapalı bir kasada..
Kader, dedim..

Film takılı hala, bir resimde duruyor..
Oturup karşısına bakıyorum.
Daha yeni başlamıştı, daha yeni ne olduğu anlaşılıyordu,
tam macera doruğa çıkmak üzereydi ki..
...
..birden öyle kaldı işte..
ben de bakakaldım..
şu anda olduğu gibi.. ve gözlerimi ayıramıyorum..
ayırsam, başka işlere gitsem,
kafam hep orada, acaba devam etmeye başladı mı diye düşünüyorum..
akşama heyecanla koşarak odaya dalıyorum..
..o donuk resimle karşılaşma..
karşısına çömüp bakıyorum..
durmadan izliyorum, film gibi geliyor..
önceki sahneler habire oynuyor kafamda
devam ettirmek için hazır bir şekilde bekliyorum..

Bir süre sonra artık o kareyi izlemek için giriyorum odaya..
Bunun bir film olduğunu çoktan unuttum..
Artık bana bir ömrü anlatan bir resim bu;
film olan ise bunun devam etmesini bekleyen ben'in hayatı..
Tek hareketli şey o artık bu dünyada..
Ve de geçmişin anıları..
Bir daha izlesem diyorum, yine bu noktada takılsa da bir daha izlesem diyorum..
Olmuyor..
Aklımdan başka bir yerde olmuyor..

Sonra unutuyorum.. Günlük koşuşturmalar arasında unutuluyor oda..
Karanlık duvarlarına yansıyor aydınlığı ekranın..
Oda, eski kokuyor..
Geri döndüğümde bir aydınlık alıyor gözümü,
içeriye giriyorum..
Bütün olanlar arasında durduğunu unutmuşum..
Hayat o kadar hızlı akıp geçiyor ki,
ben trenin peşinden koştururken istasyonu unutuyorum..
Nereden bindiğimi unutuyorum..
O koku dalgası tokat atıyor suratıma,
resmin karşısına çöküp ağlıyorum..
Özür diliyorum onu unuttuğum için buralarda
O kare bana öylece bakıyor.. Ne ileri, ne geri..

Saatler sonra bir tren daha geçiyor..
Ve özür dileyip tekrardan çıkıyorum odadan..
Yeni koşuşturma başlıyor benim için,
aklımda o ekran
Trene atlıyorum, beni filmin devamına götüreceğini umaraktan..