April 29, 2008

İyi ki Doğdun, Özge Hayal..

29 Nisan'ın hayatımda bu kadar büyük bir önemi olacağını asla tahmin edemezdim.. Belki bir iki arkadaşın doğumgünü kutlanır geçerdi, belki dünya sarsılırdı da aklımda kalırdı..
Ama bu dünyanın benim dünyam olacağını bilemezdim..
Bundan bir sene önce de her şeyden habersizdim..
Etrafı saf saf süzerken yine boş düşünceler haznesinde yer kaplamakla meşguldüm..

O sırada göz göze geldik..
Göz göze geldiğimizin bile farkında değildim.. Yoğunlaştığım apayrı bir dünya vardı içimde..
Sanki bir mağaraya tıkılmış, kurtarılmayı bekler gibiydim..
Şimdi, bir seneki düşüncelerime uzanmaya çalışsam da boşuna,
Farklı haznelerde hapsedilmiş durumdayız şimdi..

Bakışlarımız habire çarpışıyordu.. Artık farketmememe imkan yoktu..
Sonunda sözlü birleşmelere döndü.. Ama her zamankilerden bir farkı yoktu..
Ne olacak ki, dedim, birileriyle daha tanıştım...
Her zamankinden, dedim, koruma kullanmadım..
Kendimi rahat bir şekilde sohbetin kollarına bıraktım, başıma gelebilecekleri bilemeden..
Senin sözlerinde Özge Hayal'e o gün hamile kaldım..

İçimde varoluşunu hissettiğim anı doğumgünü belledim..
Daha adı kulağına fısıldanmamış çocuktu..
Daha, yemeği fazla kaçırmanın bulantısıyla arasındaki fark bile belli değildi..
Günler geçtikçe, duygularıma yenilmeye başladıkça anladım..
Düşüncelerimdeki bu şişkinlik, beni kurtarmaya gelen bu ses..
Bütün o çürümüş hayallerden alıp götürecekti uzaklara..
Yaşama gözlerimi açtım.. Özge Hayal gibi..
Onunla yeniden doğdum hayata..

Şimdi çok uzaklarda ve çok yakınımda bulunan bu çocuğa
Hayatımdaki en güzel hatama...